Şanlıurfa’nın tanınmış avukatlarından Eyyüp Sabri Öncel, ABD ile İran arasında 28 Şubat 2026 tarihinde başlayan ve halen devam eden çatışmalara ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme kaleme aldı. Öncel, savaşın sadece askeri boyutta değil, ekonomik ve finansal cephelerde de derin etkiler yarattığını vurguladı.
Öncel yazısında, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarıyla başlayan sürecin klasik savaş anlayışının ötesine geçtiğini belirterek, “21. yüzyılda savaşlar artık yalnızca cephede kazanılmıyor. Medya ve finans sistemleri de savaşın önemli araçları haline gelmiş durumda” ifadelerini kullandı.
“EKONOMİYİ ÇÖKERTMEK, ÜLKEYİ ÇÖKERTMEKTİR”
Geçmişte bir ülkeyi zayıflatmanın en temel yolunun askeri yenilgi olduğunu hatırlatan Öncel, günümüzde ise ekonomik araçların çok daha etkili hale geldiğini ifade etti. Öncel, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bir ülkenin bankalarını uluslararası sistemden çıkarmak, döviz rezervlerini dondurmak, ticaretini kesmek ve yaptırımlarla finansal sistemden dışlamak artık savaşın en güçlü yöntemlerinden biri. Ekonomiyi çökerttiğiniz anda o ülkeyi de çökertmiş olursunuz.”
Modern ekonomide paranın “kan dolaşımı” işlevi gördüğünü belirten Öncel, jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde sermayenin güvenli limanlara yöneldiğini kaydetti.
“GÜÇLÜ HUKUK SİSTEMİ YATIRIMIN ANAHTARIDIR”
Türkiye açısından da önemli mesajlar veren Öncel, ekonomik istikrarın sağlanması için güçlü bir hukuk sisteminin şart olduğuna dikkat çekti. Yatırımların artırılması için güven ortamının tesis edilmesi gerektiğini vurgulayan Öncel, “Gerçekçi olmalıyız. Ülkemize yatırım çekebilmek için sağlam ve güven veren bir hukuk düzeni oluşturulmalıdır” dedi.
“HALK HAYAT PAHALILIĞI KARŞISINDA EZİLMEMELİ”
Ekonomik politikaların akılcı ve rasyonel temellere dayanması gerektiğini ifade eden Öncel, toplumun yaşam standartlarının korunmasının öncelikli olması gerektiğini belirtti. Açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Yorumlarımızı duygularla değil akılla yapmalıyız. Ekonomi insan içindir. Halk hayat pahalılığı karşısında ezilmemeli. Enflasyonu kontrol altında tutmak için rasyonel kararlar alınmalı. Gelirler ve maaşlar en az enflasyon oranında artırılmalı, yaşam kalitesini yükselten ekonomik programlar vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir.”