Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin doğum istatistiklerini açıkladı. Veriler, Türkiye'de doğurganlık hızının son yıllarda istikrarlı şekilde düşmeye devam ettiğini ortaya koydu.
TÜİK verilerine göre toplam doğurganlık hızı 2016 yılında kadın başına 2,11 çocuk iken, 2025 yılında 1,42 çocuğa geriledi. Böylece nüfusun kendini yenileme seviyesi olarak kabul edilen 2,10'un oldukça altında kalındı.
Adölesan doğurganlık hızında da dikkat çekici bir düşüş yaşandı. 15-19 yaş grubundaki genç kadınlarda doğurganlık hızı 2016 yılında binde 24 seviyesindeyken, 2025 yılında binde 9'a kadar geriledi.
Şanlıurfa İlk Sırada Yer Aldı
İller bazında incelendiğinde toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il kadın başına 3,15 çocuk ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa'yı 2,53 ile Şırnak, 2,23 ile Mardin, 2,14 ile Diyarbakır ve 2,11 ile Siirt takip etti.
Doğurganlık hızının en düşük olduğu iller ise Bartın (1,09), İzmir (1,10), Eskişehir (1,11), Ankara (1,11) ve Zonguldak (1,11) olarak kaydedildi.
Doğum Sayıları Azalmaya Devam Ediyor
2025 yılında Türkiye genelinde 895 bin 374 bebek dünyaya geldi. Bunların 459 bin 928'i erkek, 435 bin 446'sı kız çocuklarından oluştu. Son yıllarda toplam doğum sayısındaki düşüş eğiliminin sürdüğü görüldü.
Çoğul doğumlarda ise 2025 yılında 28 bin 130 ikiz, 909 üçüz ve 21 dördüz veya daha fazla çoğul doğum gerçekleşti.
Eğitim Düzeyi ve Yerleşim Yerine Göre Farklılıklar
Veriler, eğitim seviyesine göre doğurganlık oranlarında önemli farklılıklar olduğunu gösterdi. En yüksek doğurganlık hızı ilkokul mezunu kadınlarda görülürken, yükseköğretim mezunu kadınlarda bu oran 1,24 çocuk seviyesinde gerçekleşti.
Kent-kır ayrımında ise kırsal alanlarda doğurganlık hızının daha yüksek olduğu belirlendi. 2025 yılında kırsal bölgelerde toplam doğurganlık hızı 1,75 çocuk olurken, yoğun kentlerde bu oran 1,33 çocuk olarak hesaplandı.
Doğumlar Arasındaki Süre Uzuyor
TÜİK verilerine göre annelerin son iki doğumu arasındaki ortalama süre de artış gösterdi. 2021 yılında 4,6 yıl olan ortalama süre, 2025 yılında 4,8 yıla yükseldi.
Uzmanlar, doğurganlık hızındaki düşüşün uzun vadede nüfus yapısı, iş gücü piyasası ve sosyal güvenlik sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğine dikkat çekiyor.