Bir yanı çöldür bir yanı ova.
Bilmem kaç asır yaşında Urfa.
Havası, ekmeği, lisânı başka...
Fırat'ın en nazlı sevdası Urfa.
Antep'le, Mardin'in tam ortasında,
Mahzun kalmışsın dün de, yarın da...
Karagüller açmış niçin bağrında?
Haline mersiyen bu mudur Urfa?
Urfa bir destan, kanla yazılmış!
Kal'aya ol Halil Nebi asılmış.
Bir ateş yakılmış hârâ atılmış.
Gölde balık, bende hûlyâdır Urfa.
Bir yandan ceylanlar gezer şehirde.
Bir yandan kelaynak uçar göklerde.
Harran'da kubbeyle görülen belde...
Aşkı ve aşığı bir başka Urfa.
Nice server geçmiş tozlu yolundan.
Şair Nabi içmiş nemçe suyundan.
Telli ve duvaklı gelin huyundan,
Eyüp' e hem hane hem handır Urfa.
Sen ki hem gazi, mübarek ve şanlı,
Bediüzzaman'ın toprağıyla namlı,
Gizli ve aşikâr mazinle canlı,
Bir aşk masalında mısrasın Urfa.
İlim için sende durdu kervanlar.
Gecende sırayla türküler çağlar.
Sırtını sarmış da sayısız dağlar.
Kor dağdan fışkıran pınardır Urfa.
Urfa bir nârâ yahut da mânâ.
Eskimiş vakitler sızar sedaya.
Ben az desem de sen hep çok anla.
Yaş aldıkça yeşeren fidandır Urfa.