https://www.gobeklitepeajans.net/files/uploads/user/58464b55fde64f3c805bedd4ab5f6571-aff58b7d05f5452a8047.jpg
Dr. Bahar Yakut ÖZEK

Var ile Yok Arası “Yok”tur

15-09-2025 16:11

Var ile Yok Arası “Yok”tur

“Belirsizlik, yokluğun en ağır halidir.”_ Jean-Paul Sartre.

 

Bir telefon düşünün…

Günlerce çalmamış, ekranına tek bir bildirim düşmemiş. Sonra birden tek satırlık bir mesaj: “Nasılsın?”

İnsan o an şöyle düşünür, “Demek ki hiç gitmemiş, burada ve hala beni düşünüyor.”

Ama ertesi gün yine sessizlik…

Oysa gerçekte bu bir “varlık” değil, yokluğun ara sıra selam vermesidir.

Varlık, düzenli bir ilgide, her günün akışına dokunan bir emekte saklıdır. Yokluksa, mesajların sessizliğinde kendini çoktan ilan etmiştir. Ara sıra atılan o mesajlar, var olmayı değil; yokluğu örtmeyi sağlar.

 

Gitmekle Kalmak Arasında

 

Bazı insanlar gider, ama kapıyı tam kapatmaz. Ardında açık bir boşluk bırakır.

Sen kapıdan bakınca hala orada sanırsın.

Oysa gitmiştir. Başka hikayeler içerisinde çoktan farklı roller üstlenmiştir.

Varlık, bir odada bedenini ve ruhunu bütünüyle hissettirmektir.

Tam kapanmayan kapıların aralığından “Belki döner” diye beklenen bir gölge, aslında yokluğun ta kendisidir.

Çünkü kalmak bütün varlığıyla kalmaktır.

Gitmekse geri dönme ihtimaline rağmen artık orada olmamaktır.

Kalmakla gitmek arasında orta bir yol yoktur.

 

Sevginin ‘Eksik Hali’ Yoktur

Sevmenin ‘biraz’ı yoktur, ‘bazen seviyorum bazen sevmiyorum’u yoktur. Sevgi ya vardır ya da yoktur. Sevgisi olan bakışında, davranışında, ruhunda taşır ve yansıtır. Bazen değil, biraz değil; an be an, her zaman…

Yoksa, “biraz” diyerek sadece yokluğu cilalar.

İnsan çoğu zaman o “biraz”a tutunur. Çünkü umut, gerçeklerden daha güçlüdür. Ama gün gelir anlarsın: Yarım sevgiler, tam acılar bırakır.

 

Yanındaymış Gibi Olanlar

Bazen, biraz seni seviyor.

Ama o bazen’i biraz’ı en azından istikrarlı…

Bir an en ihtiyaç duyduğun zamanda, işte ‘Var ile Yok Arası’gillerin en hızlı ortadan kaybolduğu zamanlardır. Dikkat edin ya sessizleşir yok olurlar, ya kaos çıkartır yok olurlar ama bilin en kesin yaptıkları şey nedir? Tabiki o an, ihtiyaç duyduğunuz o -en önemli anda- yok olmaları…

Bir de şu tavırları vardır: “Sen daha ne istiyorsun ha?”, “Ben bir gün uyusam hayat durur, senin tuzun kuru bir de bunları dert ediyorsun?”

Size ait olan her şey değersiz, her sorun gereksiz, her konu önemsizdir.

Onun kahramanlık rolü sergilediği hikayeler varken siz kimsiniz ki böyle basit sorunları ona taşıyorsunuz. Devleşen egosu ile bu gereksiz konularla gündem yarattığınız iddiasında bulunup bir de bakmışsınız ki ortadan yok olmuşlar.

O kritik zamanda el uzatmayan, destek olmayan ‘Var ile Yok Arasıgiller’ her şey düzeldikten sonra, siz daha iyi olup parlamaya başladığınız an geri gelir sizi suçlar, yokluklarını makyajlarlar. Oysa gerçek varlık o an orda olabilmek, varlığını gösterebilmektir.

 

Gri Alanların Bedeli

En yıpratıcı olan, bu varmış gibi görünen yokluklardır.

İnsan günlerce, aylarca “acaba” diye yaşar. Bekler, umut eder, hayal kurar.

Ne mesaj, ne vaat, ne de yarım cümlelerin hiçbiri varlığın gerçek karşılığı değildir.

Hayat aslında çok nettir: Ya içindesin ya dışındasın. Ya sevgiyi yaşatıyorsun ya da öldürüyorsun. Ya varsın ya yoksun. Arası yoktur.

Yokluk, erteleme, bahane ve yarım bırakmanın kılığında kendini gösterir. Bunlar ‘red flag’ denilen, “Bu bir ilişki değil, sağlıklı iletişim hiç değil, kaç kaç kaç!” kırmızı bayraklarıdır…

Gri Alanlara Tahammülsüzlük

Hayat bize sürekli seçenekler sunar: var ya da yok, siyah ya da beyaz, evet ya da hayır.

Ancak çoğu zaman insanlar “aralık” kavramına tutunmak ister. Belirsiz ilişkiler, muğlak sözler, yarım yamalak vaatler...

Oysa net olmayan herşey sizi arafta bırakır. Ve bu koşulda gerçek oldukça acımasızdır: Var ile yok arası yoktur.

Hayat bize en yalın haliyle öğretir ki belirsizlik, yalnızca zihnimizde yarattığımız bir illüzyondur. Var ile yok arası yoktur; ya tam olarak oradasındır, ya da hiç olmamışsındır. Bu netlik, kabullenişle gelen hafifliğin, gölgelerden arınmanın verdiği özgürlüğün ve gerçek gücün kapısını aralar. Tony Robbins’in de dediği gibi: “Karar verdiğiniz an, kaderiniz değişir.” Yarım kalan ilişkiler, belirsiz dostluklar ve istikrarsız bağlar, enerjinizi tüketir. Kendinize, değerinizin tam farkında olan, tutarlı ve bütün insanlarla çevrili bir alan yaratın. Bütün insanlardan kastım sizinleyken bedeniyle değil aklıyla, ruhuyla, düşünceleriyle herşeyiyle yanınızda olan insanlarla…
Var olanlar yanınızda durur, yokluklar uzaklaşır; arada kalmaya çalışmak sadece acıyı ve kafa karışıklığını uzatır. İşte tam da bu yüzden karar verin; yarım olan, eksik olan, tutarsız olan her şeyi hayatınızdan silmeye… Arındırmaya… Hiç var olmadıklarını kabullenmeye… Hafiflemiş ruhunuzla hayatınızda varlığını bütün olarak hissettiren kişilere, anlara kendinizi tam verin. İşte o zaman yaşam çok daha güzel, anlamlı ve tamamlanmış hissettirecek…


Artık seçmek sizin elinizde: “Tam varlık ya da tam yokluk. Arası yok!”

Neler Söylendi?