Diyarbakır’ın onlarca futbol takımı var. Gaziantep’te her mahallede futbol tutkusu yeşeriyor. Sadece profesyonel liglerde değil, amatör kulvarlarda da ciddi yatırımlar, büyük hareketlilik var. Ama dönüp kendi şehrimize baktığımızda içimizi acıtan bir tabloyla karşılaşıyoruz: Şanlıurfa…
Şanlıurfa gibi genç nüfusu yüksek, futbol geçmişi olan bir şehir bugün sadece üç profesyonel takımla ayakta durmaya çalışıyor. Daha doğrusu, çırpınıyor. Çünkü artık ayakta durmak bile lüks hale geldi.
Şanlıurfaspor, 1. Lig’de 17. sırada. Ligde kalma mücadelesi veriyor ama bu mücadelede yalnız. Sahipsiz.
Karaköprü Belediyespor, 2. Lig’de sezonu 16. sırada tamamladı ve düştü.
Viranşehir Belediyespor ise 3. Lig’de 16 takımlı grubun sonuncusu oldu. O da düştü.
Yani Şanlıurfa’nın üç profesyonel takımından ikisi düştü, biri ise düşme hattında. Bu sadece bir spor başarısızlığı değil. Bu, organize olamamanın, birlik olamamanın, vizyonsuzluğun ve umursamazlığın resmi.
Spor, bir şehirde gençliğin nefesidir. Spor, sokaktaki çocuğun hayalidir. Spor, toplumu bir araya getiren, enerjisini doğruya yönlendiren bir dinamodur. Ama bizde spor, yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir vitrin süsü gibi.
Yönetici koltuklarında oturanlar, spora hâlâ “gereksiz bir meşgale” gözüyle bakıyor. Takımlar destek bekliyor, ama siyasi hesaplar, şahsi çıkarlar bu desteği boğuyor. Şehrin ileri gelenleri, iş insanları, kurumlar ya tamamen uzak duruyor ya da günü kurtarmaya yönelik göstermelik desteklerle süreci geçiştiriyor.
Oysa Diyarbakır’da Amedspor’un başarısı nasıl bir sahiplenme doğurduysa, Gaziantep FK’nın yükselişi nasıl ilham verdiyse, biz de aynısını yapabilirdik. Ama ne yazık ki bizde ne o sahiplenme ruhu var ne de vizyon…
Bir şehir, kendi gençliğini spordan uzak tutarsa; o gençlik bir gün yönünü başka yollara çevirir. Spora ayrılmayan bütçeler, başka alanlarda kat kat ödenir. Ve o zaman geri dönüş çok daha zor olur.
Şanlıurfa her geçen yıl daha da içine kapanıyor. Sadece futbolda değil, tüm sporlar dallarında büyük bir durgunluk yaşanıyor.
Ve en acısı da şu:
Kimsenin umurunda değil.
Şanlıurfa, ya bir gün gerçekten uyanacak ya da her geçen yıl biraz daha silinerek, gençliğini yitirmiş, üretmeyen, tüketen bir şehir olarak tarihe geçecek.
Ama hâlâ bir umut var.
Bu hafta sonu, Şanlıurfaspor kendi sahasında Manisa ile ölüm kalım maçına çıkıyor. Bu maç bir kader mücadelesi.
Tüm Urfalılar,
Tüm siyasiler,
Tüm kurumlar…
Bu şehir için, bu gençlik için, bu takım için bir araya gelmeli. Tek vücut olmalıyız. Takıma bir kez olsun sahip çıkmalıyız.
Sayın Valim Hasan Şıldak başta olmak üzere, tüm yetkilileri ve ileri gelenleri bu mücadelede takımı yalnız bırakmamaya davet ediyorum.
Şanlıurfaspor, bu şehrin tek profesyonel markasıdır. Onun düşmesi, yalnızca bir takımın düşmesi değildir. Bir umudun, bir hayalin, bir geleceğin kaybolmasıdır.
Lütfen bu ışığı söndürmeyin.
Henüz geç değil… Ama yarın çok geç olabilir.


















